Serebral Palsi (SP) gelişmekte olan fetal veya infant beyninde meydana gelen ilerleyici olmayan rahatsızlıklara atfedilen, aktivite sınırlamasına neden olan, hareket ve duruş gelişimindeki bir grup bozukluğu tanımlamak için kullanılan şemsiye bir terimdir.
SP’nin temel semptomları olan hareket ve duruş esnasındaki motor fonksiyon bozukluklarına sıklıkla duyu, algısal, bilişsel, iletişim ve davranış bozuklukları, epilepsi ve ikincil kas-iskelet sistemi bozuklukları gibi diğer işlev bozuklukları eşlik edebilmektedir.
Postüral kontrol, oryantasyon ve stabiliteyi sağlamak için vücudun uzaydaki pozisyonunu kontrol etme yeteneğidir. Postüral kontrol merkezi ve periferik sinir sistemleri ile kas-iskelet sistemi arasında karmaşık etkileşimler gerektirir.
SP’ li çocuklar, tipik gelişim gösteren çocuklarla karşılaştırıldığında, postüral kontrolün duyusal sistemlerin ve kas-iskelet sistemlerinin bileşenlerinde yetersizlikler, beklenen postüral ayarlamalarda eksikler göstermektedir.
SP'li çocuklarda en önemli postüral disfonksiyon, özellikle fonksiyonel aktivitelerin gerçekleştirilmesi sırasında postüral kasların aktivasyonunun doğru sırayla koordine edilememesidir. Bu bozulma önemli fonksiyonel kısıtlamalara yol açar.
Postüral kontrolün iki fonksiyonel hedefi, postüral oryantasyonun ve postüral dengenin sağlanmasıdır. Postüral kontrol hareketin her aşamasında gerekli olduğundan; stabilizasyon ve oryantasyon her harekette değişir.
Postüral oryantasyon vücut segmentleri, görev ve çevre arasındaki ilişkiyi koruyabilme anlamına gelmektedir.
Postüral denge ise dışarıdan gelen pertürbasyonlara karşı vücut ağırlık merkezinin destek yüzeyi içerisinde kalabilmesi için gerekli hareket stratejilerinin koordinasyonudur.
SP’li çocuklarda bozulmuş postüral kontrolün klinik özelliklerine göre değerlendirilip uygun rehabilitasyon yöntemleri kullanılarak tedavi edilmesi günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık kazandırılması açısından oldukça önemlidir.
Yorumlar
Yorum Gönder