Ergoterapinin odak noktası aktivitelere katılımı sağlamaktır. Ergoterapistler bu amacı, bireylerle ve topluluklarla çalışarak, onların istedikleri, ihtiyaç duydukları ve onlardan beklenen aktivitelere katılımı sağlayarak ya da aktivite veya çevreyi uyarlayarak gerçekleştirirler. Ergoterapistler bireyler, gruplar veya topluluklarla işbirliği içerisinde çalışabilmek için gerekli bilgi, beceri ve davranışının kazandırıldığı tıbbi, sosyal davranışsal, psikolojik, psikososyal ve mesleki alanlarda çok geniş bir eğitim alırlar. Sağlık durumu nedeniyle vücut yapı ve fonksiyonlarında bozukluğu olan, katılım kısıtlılığı yaşayan ya da sosyal veya kültürel azınlık gruplarda olduğu için dışlanan tüm bireylerle çalışabilirler. Ergoterapi uygulamaları, ev, okul, iş yerleri, sağlık merkezleri, huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri, hastaneler ve adli merkezler gibi çok çeşitli kamu ya da özel alanlarda yapılır. Bireyler ergoterapi sürecine aktif olarak dahil olurlar. Sonuçlar, kişiye bağlı ve kapsamlıdır, aktivite performansındaki iyileşme ile sağlanan katılım ve memnuniyet açısından değerlendirilir. Ergoterapistler bireyin yetenekleri, aktivitelerin özellikleri, bağlam ve çevrenin, katılımı destekleyebileceği ya da kısıtlayabileceğine inanırlar. Bu nedenle ergoterapi uygulamaları katılımını artırmak için bireylerin kişi, çevre, aktivite veya bunların kombinasyonunda değişiklik oluşturabilmesine odaklanır (American Occupational Therapy Association, 2014; Wittman & Velde, 2001). Ergoterapistler sağlıklı davranışları teşvik eden programlar geliştirip uygulayarak veya evsizlik, sorunlu gençlik, akıl sağlığı ve bağımlılıklar gibi belirli konuları ele alarak, odaklarını gruplara veya topluluklara da genişletebilirler.
Toplum, bireyin yaşadığı, ilişki kurduğu, çalıştığı, oyun oynadığı ve diğer günlük aktivitelerini gerçekleştirdiği doğal çevresidir. Ergoterapi alanında toplum uygulamalarının önemi mesleğin tarihi boyunca incelenmiştir. Ergoterapide, toplum kavramı temel olarak, ortak bir aktiviteye katılan insan gruplarını tanımlar. Başka bir deyişle, bireylerin benzersiz aktiviteleri olduğu gibi, toplumların da vardır. Toplumun temelini ilişkiler oluşturur ve insan toplulukları, yalnız olarak kolayca yapılamayacak bir şeyi yapmak için bir araya gelirler. Bu önermeye dayanarak, toplumların benzersiz kültürleri, ilişkileri, sağlık görüşleri ve aktiviteleri vardır denilebilir. Toplumları oluşturan bireylerin günlük yaşamları, ihtiyaçları, kaygıları, sevinçleri ve mücadelelerini anlamak, ergoterapi disiplinin uygulama alanlarını ve potansiyelini araştırmak için eşsiz bir fırsat sunmaktadır (Fidler, 2001; Scaffa, Sasse ve Reitz, 2014). Son yıllarda Türkiye’de yapılan toplumsal katılımla ilişkili ergoterapi araştırmaları artmış olmakla birlikte (Akyürek, 2011; Salar, 2011), bu alanda Türk kültürüne özgü kapsamlı incelemelere ve kaynaklara ihtiyaç vardır.

Yorumlar
Yorum Gönder